Translator from English to Turkish online






The service Mentorprogram provides the ability to translate words, sentences and texts in the direction «English → Turkish» free without registration. Using an online translator in the direction «English → Turkish» you will get a good enough quality output to understand the meaning of the translated text. «English → Turkish» online translator will perfectly cope with texts of technical, legal, scientific, economic and medical nature.


I'm not studying English.İngilizce çalışmıyorum.
I teach Tom's children French three days a week.Tom'un çocuklarına haftada üç gün Fransızca öğretiyorum.
Chinese is divided into ten major dialect groups.Çince on büyük lehçe grubuna ayrılır.
I know someone who speaks French well.Fransızcayı iyi konuşan birini tanıyorum.
Tom can speak French almost as well as he can speak English.Tom Fransızcayı neredeyse İngilizceyi konuşabildiği kadar iyi konuşabilir.
Exclamation marks are used much more frequently in German than they are in English.Ünlem işaretleri Almancada İngilizcedekilerden çok daha sık olarak kullanılır.
Tom teaches me French.Tom bana Fransızca öğretir.
He teaches English.O, İngilizce öğretir.
I've already lived in Coimbra.Zaten Coimbra'da yaşadım.
The train arrived in London.Tren Londra'ya vardı.
My uncle lives in Tashkent.Amcam Taşkent'te yaşıyor.
Vienna was the heart of the Austro-Hungarian empire.Avusturya-Macaristan imparatorluğunun kalbi Viyana idi.
What was your first impression of London?Londra ile ilgili ilk izlenimin neydi?
For how long are you in Shanghai?Ne zamandır Şangay'dasın?
Munich is the capital of Bavaria.Münih, Bavyera'nın başkentidir.
I'm in Boston.Ben Boston'dayım.
My best friend is in Rome now.En iyi arkadaşım şu an Roma'da.
"How long will you remain in Moscow?" "Until Sunday."Moskova'da ne kadar kalacaksın?" "Pazara kadar."
Tom stayed in Boston for three year.Tom üç yıl Boston'da kaldı.
Are you still planning on going back to Boston?Hâlâ Boston'a geri gitmeyi planlıyor musunuz?
The state of Rio de Janeiro has declared a "state of public calamity".Rio de Janeiro devleti "kamu afet durumu" ilan etti.
About 30 million tourists come to Venice each year.Venedik'e her yıl yaklaşık 30 milyon turist gelir.
Carthage was built by Dido.Kartaca Dido tarafından yapılmıştır.
Tom has invited Mary to Boston.Tom Mary'yi Boston'a davet etti.
When I was in Boston, I visited Tom.Boston'dayken Tom'u ziyaret ettim.
I don't want to leave Boston.Boston'dan ayrılmak istemiyorum.
What do you want to do in Boston?Boston'da ne yapmak istiyorsun?
You have to leave Boston.Boston'dan ayrılmak zorundasın.
New Delhi is the capital of India.Yeni Delhi Hindistan'ın başkentidir.
We live ten kilometers from Thessaloniki.Biz Selanik'ten on kilometre uzakta yaşıyoruz.
The river which flows through Paris is the Seine.Paristen akan nehre Seine denilmektedir.
He studied Chinese in Beijing.O Pekinde Çince okudu.
The government in Baghdad had fallen.Bağdat'ta hükümet düşmüştü.
I am a student at London University.Londra Üniversitesi'nde bir öğrenciyim.
We call this city "Little Tokyo."Bu şehre "Küçük Tokyo" deriz.
Tel Aviv is a beautiful city.Tel Aviv güzel bir kenttir.
They seem to have had a good time in Rome.Onlar Roma'da iyi zaman geçirmiş gibi görünüyorlar.
Cairo is the biggest city in Africa.Kahire, Afrika'daki en büyük şehirdir.
How long have you been in Boston?Ne zamandır Boston'dasın?
Tom won the Boston marathon.Tom Boston Maratonunu kazandı.
Tom is thinking of going to Boston next winter.Tom önümüzdeki kış Boston'a gitmeyi düşünüyor.
I want to leave Paris.Paris'ten ayrılmak istiyorum.
I need a room.Bir oda istiyorum.
Why is Tom still in Boston?Tom neden hâlâ Boston'da?
How long would you like to stay?Ne kadar süre kalmak istersin?
What is my room number?Oda numaram kaç?
I'll check in.Giriş yapacağım.
Tom is asleep in his room.Tom odasında uyuyor.
I hope you enjoyed your stay with us.Bizimle kalmaktan memnun hoşlandığınızı umuyorum.
I'd like a room facing the garden.Bahçeye bakan bir oda istiyorum.
For how long will you be staying with us?Bizimle ne kadar kalacaksın?
What time is check out?Çıkış saati kaçta?
Breakfast is served between 7 and 9.Kahvaltı saat 7 ile 9 arasında servis edilmektedir.
The room charge is $100 a night plus tax.Vergi hariç geceliği 1,000 dolara mal olur.
For how many nights?Kaç gece kalacaksın?
Do you have any vacancies?Herhangi bir boş odanız var mı?
Could you please tell me your room number?Oda numaranız, lütfen.
May I have your room number?Bana oda numaranızı söyler misiniz?
We'd like a room for two with a bath.Banyosu olan çift kişilik bir oda istiyoruz.
We'd like a double room with bath.Banyolu iki kişilik bir oda istiyoruz.
I have a reservation for today.Bugün için bir rezervasyonum var.
I need a room for six nights.Altı gece için bir odaya ihtiyacım var.
I want breakfast in my room.Odamda kahvaltı istiyorum.
The room hasn't been made up.Oda düzenlenmedi.
What's my room number?Oda numaram kaç?
Do you have a cheaper room?Hiç daha ucuz odalarınız var mı?
As it was late at night and I was very tired, I put up at an inn.Gece geç olduğu için ve çok yorgun olduğum için bir handa kaldım.
It costs $100 a night not counting tax.Gecelik oda ücreti vergi dahil 100 dolar.
I'd like a wake-up call at seven tomorrow morning.Yarın sabah yedide uyandırma çağrısı istiyorum.
I'd like to check out tomorrow morning.Yarın sabah ayrılmak istiyorum.
I'd like a wake-up call at six tomorrow morning.Yarın sabah altıda uyandırma çağrısı istiyorum.
I'd like a room in the back.Arkada bir oda istiyorum.
Could you charge it to my room?Onu benim odama yazar mısınız?
May I have a receipt?Bir makbuz istiyorum, lütfen.
Can I have a receipt, please?Ben bir makbuz alabilir miyim.
A room for two with bath, please.Banyolu iki kişilik bir oda lütfen.
We want a room for four nights.Biz dört gece için bir oda istiyoruz.
Do you have safety deposit boxes?Kasan var mı?
Please send someone to my room.Lütfen odama birini gönder.
I'd like a twin room, please.Çift yataklı bir oda istiyorum lütfen.
I'd like to extend my stay through Sunday.Kalışımı Pazar gününe kadar uzatmak istiyorum.
Will you send up a bucket of ice?Bir kova buz gönderir misin?
I'd like a room in the front.Ön tarafta bir oda istiyorum.
I'd like to change my room.Odamı değiştirmek istiyorum.
I'd like to make a reservation for tonight.Bu akşam için rezervasyon yaptırmak istiyorum.
We would like to stay here tonight.Bu gece burada kalmak istiyoruz.
Is there a room available for tonight?Bu gece için mevcut bir oda var mı?
I'm leaving.Uzağa gidiyorum.
I canceled my hotel reservation.Otel rezervasyonumu iptal ettirdim.
I'd like to check in.Ben giriş yapmak istiyorum.
Can I extend my stay one more night?Kalışımı bir gece daha uzatabilir miyim?
Could you please sign the register?Lütfen kaydı imzalar mısın?
Are meals included?Yemekler dahil mi?
Sorry, we don't have any vacancies.Üzgünüm, hiç boş yerimiz yok.
Wake me up at six, please.Lütfen altıda beni uyandır.
May I borrow a duplicate key for Room 360?Oda 360 için bir yedek anahtar alabilir miyim?
I have a reservation for two nights.İki gecelik bir rezervasyonum var.
Do you have a double room?İki kişilik bir odan var mı?
I want to extend my stay here for a few more days.Buradaki kalışımı birkaç gün daha uzatmak istiyorum.
I'd like to check out right now.Şimdi çıkış yapmak istiyorum.